Tek bir soru, tek bir ikilem var.
Fazla ressam, fazla renk.
Tüm soru(N)larının kaynağını buldum güzel çocuk. Sen yalnızca gel; uyu artık koynumda...
Masal borcum vardı sana, anlatayım:
Şelale..Rengarenk boyanıp her kadının içinden, her adamın gözünden, her binanın dış cepesinden akıyor. Boyalarla yeni yüzler çiziyorsun her eline aldığına. Aynılığa tahammülün yok.
Seçeneksizliği sevmiyorsun. Doğrunun olmadığı durumları...Hep nerede yanlış yaptığını bulmaya çalışıyorsun. Neyi en çok arzuladığını.
Teker teker yalıyorsun renkleri. Tadına bakmalı hepsinin, hepsinin, hepsinin...
...Ki, bilesin en güzel kimin tadı.
Tatmadan bilinmez, doğru yol bulunmaz. Sanıyorsun.
Doğrunun olmadığı fikri Tanrının olmadığı fikrinden bile daha çok korkutuyor seni. Seçim yapmak zorunda kalma sorumluğu altında eziliyorsun. Ne istediğini, hangisinin doğru seçenek olduğunu bilmek zorunluluğu hissediyorsun.
Her seferinde, her seçtiğinde, biraz önce başka seçeneklerle dolu bir havuzda yüzdüğünü unutuyorsun. Diğerini seçmeye yeltendiğini unutuyorsun. Seçiminle bir oluyorsun. Onun en doğru seçenek olduğuna kendini inandırıyorsun. Seçimlerinin üstüste yığılmasından oluşmuş bir benliğe razı oluyorsun.
Alternatifim mi? Az önce gitti.
Wednesday, December 22, 2010
Subscribe to:
Posts (Atom)