Bazen, garip bir duygu kaplıyor içimi...Gecenin bu saatleri belki? Suffle ansızın bir Sezen Aksu şarkısı çalınca belki? Kendimi küçük bir kız gibi hissediyorum. Daha doğrusu ben o küçük kızım zaten, anımsıyorum tekrar ne kadar küçük olduğumu ve davranmaktan korktuğumu. Yine yılın çoğu geçti, dünya üzerindeki 22. yaşımı doldurmama da bir kaç ay kaldı ve ben, KoRKuyOruM! İnsan büyümeyi bilmeden büyür mü? Yetişir mi yetişemeden, yetiştirilmeden, yetişmeyi bilmeden? Benim hiç bir fikrim yok ki.
Kararlar dayıyorlar önüme, burnumun dibindeler. Üstelik şimdiye dek bir sürü karar vermişim bile. Bir sürü insan gelmiş, geçmiş, ölmüş hayatımdan. Bazıları da ölüyorlar, ölecekler. Bazılarını kırmışım, nefret etmişler benden; ediyorlar ve edecekler gibi gözüküyor. Onaramayacağım hatalar yapmışım, kalpler kırmışım. Kırılmışım. Bazıları önemsemiyorlar beni hiç, unutmuşlar, akıllarına gelmiyorum. Bazıları fazla düşünüyorlar belki, bu acıtıyor.
Ya daha da büyürsem, daha çok hata yaparsam? "Bişi" olursam, "biri" olursam da beceremezsem görevimi...Birilerinin nefret ettiği lise hocası olursam mesela, birilerinin gürültücü komşusu, birilerinin gününü mahfeden devlet memuru, birilerinin aldattığı karısı, birilerinin başarısız annesi oluverirsem? Ne yaparım, ne yaparım "bişi" olmamak için? Toplumda bir yerim, bir rolüm; alnımda bir etiket olmasın diye ne yaparım? Durmuyor ki lanet olası 4. boyut. Hiçbişi olmamaya çabalasam bile bir ömür boyu, "hiçbişi" olucam birilerinin gözünde.
Ben ise, etrafımdaki gözlere bile alışamadım hala. Kumsaatimi istiyorum. Sanırım dünyada en çok, her şeyden çok o mor sıvılı pembe kumlu ilaç eşantiyonu kumsaatimi istiyorum. Geceleri sesiyle uyuduğum...O kaybolalı beri, geceleri hiç uyuyamıyorum. Üstelik farketmedim bile gittiğini, ne oldu? Nereye kayboldu kumsaatim??? Bulamıyorum, bulacak enerjim yok; arayıp bulamayacak enerjim yok daha çok belki. Biri bir gün çıkıp bana kumsaatimi getirir diye bekliyorum. Biliyorum, kimse getirmeyecek.
Üstelik metafor falan da değil bu, ben gerçekten her şeyden öte o kumsaatini istiyorum. Bir de bornovadaki evimizi..Gülün Adı'na gözlerimi dikip can yayınlarının kalbini seyrettiğim geceleri geri istiyorum. Hıdrellezleri izmirdeki. Hiç sahip olmadığım çocukluğu da biri getirebilir mi bulursa bir yerlerde, üstüne adımı da yazmadım ki.
Bu gece, yalnızca kendime üzülüyorum. Congo'da, Zimbabwe'de ölen insanlar için değil, yeterince parası yok diye önünde kocası vurulan kadın için değil, dövülen, hırpalanan, tecavüze uğrayan kadınlar için de değil; yalnız kendi aptal problemlerime üzülme hakkımı istiyorum Paris'teki evimde uyumaya çalışırken.
Üstelik bunu okumayacağını bile bile.
Sunday, December 14, 2008
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
1 comment:
hayran oldum buna...çok güzel olmuş..
Post a Comment